11/1/2008 - KORKARAK YAŞIYORSAN
öyle bir hayat yaşadım ki
cenneti de gördüm cehennemide,
öyle bir aşk yaşadımki,
tutkuyuda gördüm pes etmeyide,
bazıları seyrederken hayatı en önden,
kendime bir sahne buldum oynadım,
öyle bir rol vermişlerki....
okudum okudum anlamadım
kendi kendime konuştum bazen evimde,
hem kızdım hem güldüm halime
sonra dedimki söz ver kendine....
denizleri seviyorsan,dalgalarıda seveceksin
sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
uçmayı seviyrsan,düşmeyide bileceksin
korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredersin....
öyle bir hayat yaşadımki,
son yolculukları erken tanıdım,
öyle değerliymişki zaman...
hep acele etmem bundan anladım.....
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
22/11/2007 - HÜZÜN
sonbahar gibi hüzünlü yüreğim
bir ekim sabahı ağlıyor gözlerimde,
aldanışın kaleleri yıkılıyor üzerime
aynaya baktığım yüzüm yalnızca maske,
karalayıp attığın o resimde
öldürdüğün çocuk oynuyor bebekleriyle,
hayır, gitme söz vermiştin yağmurlarda sürüklenmeyeceğime
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
22/11/2007 - ÖĞRENDİK Kİ
Ögrendik ki.... Bir tek insanin bize ''iyi ki varsin'' demesi, varoldugumuz için mutlu olmamizi saglar....
Ögrendik ki.... Kibar olmak, hakli olmaktan daha önemlidir.
Ögrendik ki.... Hayat sartlari bizi ne kadar ciddi görünmeye zorlasada hepimiz çilginliklarimizi paylasacak birini ariyoruz....
Ögrendik ki.... Bazen tek ihtiyacimiz olan bir el ve bizi anlayacak bir yürektir.....
Ögrendik ki.... Parayla ''klas insan'' olunmuyor....
Ögrendik ki.... Gün içinde basimiza gelen küçücük seyler gün sonunda koca bir mutluluga dönüsüyor....
Ögrendik ki.... Inkar edip içimizde sakladigimiz seyler gerçekligini kaybetmiyor....
Ögrendik ki.... Biriyle dalastigimizda tek basardigimiz onun bize daha çok zarar vermesini saglamaktir....
Ögrendik ki.... Her yarayi saran zaman degil sevgidir....
Ögrendik ki...
Çabuk olgunlasmak için zeki insanlardan çevre edinmek gerekir.....
Ögrendik ki... Karsilastigimiz herkes bir gülüşümüzü hak eder.....
Ögrendik ki.... Hiç kimse mükemmel degildir....
Ögrendik ki.... Hayat zorludur ama biz daha zorluyuz....
Ögrendik ki.... Gülümsemek, daha güzel bir görüntüye kavusmanin bedava yoludur....
Ögrendik ki.... Hepimiz zirvede olmak istesek de asil keyif oraya tirmanirken yasadiklarimizdir....
Ögrendik ki.... Zamanimiz ne kadar azsa yapacak isler o kadar çoktur....
Ögrendik ki.... BIRINI NE KADAR ÇOK SEVERSEK HAYAT ONU BIZDEN O KADAR ÇABUK ALIYOR.....
CAN DÜNDAR
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
15/5/2007 - ARKADA BIRAKTIĞIN ŞEYLERİ DÜŞÜNME

Arkada bıraktığın şeyleri düşünme! Şimdiye kadar kazanmış olduklarını, bundan sonra kazanabileceklerini, vazgeçemeyeceklerini, yıllarca koruduklarını, daha yıllarca muhafaza etmek istediklerini... Arkada bıraktığın şeyleri düşünme! Herkesin yaşamak istediği bir kişisel hayatı vardır ve onu yaşayabilmesi için arkada bıraktığı şeyleri düşünmemesi gerekir. Bilmelidir ki o birçok şeyi istediği zaman bütün evren ona yardımcı olur. Herkes yüreğinin sesini dinlemeyi ve yüreğinin diliyle konuşmasını öğrenmek zorundadır. Arkada bıraktığın şeyleri düşünme! Bulduğun ve arkada bıraktığın için seni tedirgin eden aşk önünü kesmesin. Kişisel hayatını gerçekleştirmeni engellemesin. Yeter ki bulduğun ve arkada bıraktığın aşk ''saf madde''den yapılmış olsun. Üzerinden bin yıl geçmiş bile olsa, orada, o biçimde, senin bıraktığın haliyle duruyor olacaktır. Çürümeden, bozulmadan... Ve sen, nasılsa günün birinde oraya döneceksin. Arkada bıraktığın şeyleri düşünme! Korkularını, tedirginliklerini, kafa karışıklıklarını, beni seviyorumlarını, ben onu seviyorumlarını, onunla yaşayabilir miyimlerini... Arkada bıraktığın şeyleri düşünme! İhanet senin beklemediğin bir darbedir. Ama sen, yüreğini tanıyacak olursan, sana baskın yapmayı hiçbir zaman başaramayacaktır. Çünkü onun düşlerini ve arzularını tanıyacaksın ve onları hesaba katacaksın. Hiç kimse kendi yüreğinden kaçamaz. Bu nedenle, en iyisi onun söylediklerini dinlemek. Böylece kendisinden beklemediğin bir darbe indiremeyecektir kesinlikle, sana. Arkada bıraktığın şeyleri düşünme! Kendi yolunda yürü. Başını dik tut. Kendini yenilmiş hissetme. Kişisel hayatını yaşa. Kahramanı, baş rol oyuncusu sensin. Bu senin öykün. sen sadece yaşa. Yüreğinin sesini dinleyerek, yüreğinin diliyle konuşarak yaşa!
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
15/5/2007 - yalancı bahar
Kaç baharı gerçek sanıp kandık söylesenize...
Kaçına "Nihayet" hasretle kucak açtık ve kaçında yanıldık...
Kaç kez ayaz vurmuş dallarımızda filizlerimiz söndü.
Yine de uslanmadık.
Yine geveze bir dosta sırlarımızı açar gibi açıldık yalancı bahara...
Yine yanıldık. Peşinden bastıran tipiyle ayıldık.
Ne yapalım ki, dalında patlamayı bekleyen bir tomurcuk gibi susamıştık ilkyaza... Kaç zaman olmuştu kendimizi güneşin kollarına bırakıp, ormanda yayılan kekik kokularıyla sarhoş olmayalı...
Tahmin ediyorduk, üzerimize katran rengi bir kafes gibi çöken bulutların ardında güneşin gülümsediğini...
Daha ilk ışınları deler delmez kafesi, açtık iştahla ruhumuzun pencerelerini...
Bahar öyle kolay gelmezdi aslında; biliyorduk; yanlış baharlarda az mı ayaz yemiştik.
Kaçımız mart güneşine aldanıp açılmış ve kara kafesin ağına düşmüştü yeniden...
Bahar, ilan-ı aşk mevsimiydi; astık aşklarımızı ilan panolarına, sevdalar yasakken daha...
Bahar, barışın mevsimiydi; müjdeledik barışı, silahlar konuşurken hâlâ...
Söyledik, ancak yazın söylenecekleri, güneş henüz toprağı ısıtmamışken... cemreler düşmemişken ilkyazın koynuna...
Yalanmış meğer bahar; daha vakti değilmiş, aşkın da barışın da...
Güneşe kananlar, yazı beklerken bahardan oldular; kesildi sesi soluğu, erken öten horozların...
İyisi mi itirafçı olalım; biliyorduk "İşte bahar" derken, ardından gelecek ayazı...
"Yalan bu çıkma" demişti temkinliler, tedbirliler, "çıkarken üstüne kalın bir şey al"anlar, "başına bir iş gelmesin"den ürkenler...
Ama bahar, olanca işvesiyle sokağa çağırıyordu.
Aşk, ilan panosuna asılmayı bekliyordu, barış bir kuş gagasında müjdelenmeyi...
"Erken mi geç mi" hesabına gelmezdi ikisi de... Peşlerine düşülmeli, ilan edilmeli, müjdelenmeliydiler.
Güneşi görür görmez seranada ve barış türkülerine başladık. Vakti gelmeden açıldık, geç kalmadan davranma telaşında...
Erkenmiş.
Kursağımızda kaldı bahar sevinçleri...
Erken öten horozlar, erken açmış çiçekler, erken doğmuş bebekler gibi kesildik, solduk, öldük.
Yine tedbirliler ulaşacak salimen yaza; biz yakalandık, zalim ayaza...
Ama itirafçı olsak da pişman olmadık.
Az da olsa ısındık hiç olmazsa... Vakitsiz de olsa söyledik, söylenmesi gerekeni...
"Bahar yalan mıymış gerçek mi" dinlemedik. Güneşin ilk dokunuşuyla haber verelim dedik, ardından gelecek müjdeyi...
Aşk için erkendi belki; barış henüz uzak...
...ama ikisi de gelecekti nasılsa sonunda...
Hep bildik ki, habercisidir yalancı bahar, sahicisinin...
Bazen vaat, hediyeden de kıymetlidir.
Kesilmeyi göze alıp erken ötmek yeğdir çoğu zaman, susup doğru zamanı kollamaktan...
Sonunda olan yalana kananlara olur, onlar müjdeledikleri şeyi göremeden giderler.
Lakin çoğu buna gönüllüdür.
Güneşe en erken onlar dokunmuşlardır, elbet en erken yanan onlar olacaktır.
Belki "İkinci Bahar"ı yaşayanlar bilir kıymetlerini...
CAN DÜNDAR
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
26/4/2007 - boşver be yaşı başı
Boşver be yaşı başı! Gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver?.. Şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan, sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna, ondan haber ver? Koyma bir kenara yüreğini, aç kapılarını. Gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna . Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda, aklını kaybedecek kadar bir aşk varsa avuçlarında, bırak aksın yollarına. Yağ geç, yık geç, kimse inanmazsa inanmasın. Sen inan yüreğine... Hem ona geçmezse kime geçer sözün?.. büyü büyü... bak ellerin ayakların kocaman, aklında maaşallah yerinde, e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye. Akıllı ol, yüreğin gelir peşinden... Boşver yaşı başı... Aşk var mı aşk, sen ondan haber ver? Takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere. O çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün. Atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü. öl gitsin... Parayı pulu savurup, bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır istediğin, savrul gitsin... Boş ver be yaşı başı, kim tutar seni kim? Kendi yüreğinden başka kim?. Aklını al da öyle git, ister yollara, ister odalara, ister kırlara bayırlara it. Dert etme ellerini, onlar da gelir seninle, bırakmadıkça birine. O biri de gelir gerçekten istedigin oysa, seveceksen ve öleceksen uğruna... yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen toprağa... yaş 70’e gelse bile, hayat daha bitmemiş, sen mi biteceksin? çekeceksen bile bayrağı , ‘yaşadım ulan dibine kadar’ diyemeyecek misin?
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
16/4/2007 - beni güzel hatırla
Beni güzeL hatırLa bunLar son satırLar... Farzetki bir rüzgardım esip geçtim hayatından yada bir yağmur,seL oLdum sokağında sonra toprak çekti suyu... KayboLup gittim beLkide bir rüya idim senin için... Uyandın ve ben bittim...
Beni güzeL hatırLa Çünkü sevdim seni ben herşeyini... Sana sırdaş oLdum,dost oLdum koynumda ağLadın... Yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini... Beni üzdün kınamadım... ALışıktım vefasızLığa el oLdun aLdırmadım...
Beni güzeL hatırLa... Sana unutuLmaz geceLer bıraktım... En yorgun sabahLar... Sana güLüşümü,gözlerimi sonra sesimi bıraktım... En güzeL şiirLeri okudum gözLerine baka baka... SöyLenmemiş merhabalar sakLadım her köşeye... VedaLar bıraktım dudakLarda... Ne ararsan bir sevdanın içinde; FazLasıyLa bıraktım ardımda...
Beni güzeL hatırLa... Dizlerimde uyuduğunu düşün... Saçını okşadığımı,üşüyen eLLerini ısıttığımı... MutLu oLduğun anLarı getir gözünün önüne... ALnından öptüğüm dakikaLarı... Birazdan kapını çalan kişinin ben oLabiLeceğimi düşün! Şaşırtmayı severim biLiyorsun! Bu da sana son sürprizim oLsun... Şimdi seninLe yaşanan günLeri ateşe veriyorum... Beni güzeL hatırLa GİDİYORUM...
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/4/2007 - yalanlar söyle bana..
Epey olmuş, not etmişim bir yana... Yıllar önceden kalma bir konuşma. Ne kaldıysa aklımda yazmışım.
Diyor ki notlarım: Aslında bir "yalan" avutacaktı onu. Gerçek umurunda değildi. Kalbinin beklediği tek şey biraz avutulmaktı işte. Sevdiği, onu sevmiyorsa bile seviyorum desin istiyordu. Adam belli ki hiçbir zaman istediği gibi sevmeyecekti onu. Ansızın çalmayacaktı kapısı mesela. Bir sabah çalıştığı masaya bir buket çiçek bırakılmayacaktı. "Bu şarkıyı anımsıyor musun?" diye sormayacaktı telefonun diğer ucundan. Birlikte bir yemek pişirilmeyecekti asla ve domatesler doğranırken haberlere birlikte kederlenilmeyecekti. Şefkatle okşanmayacaktı ateşlenmiş alınlar. Aşk için ertelenmeyecekti hiçbir iş...
Ve... Terk edilmeyecekti hiçbir "alışkanlık"... Sıradışı olmayacaktı bu ilişki. Bütün bunları biliyordu ama birisi ona tersini söylesin istiyordu. Biri ona "özel" olduğunu, her şeyin düzeleceğini, bütün bunların geçici olduğunu söylesin istiyordu.
Sevilmemekten eskimiş kalbi bir yalanla tadilata girsin istiyordu. Razıydı, yeter ki biri kandırsaydı onu. İyi bir şey söylesin birileri, desin ki mesela "Aslında seviyor seni. Ama gösteremiyor sevgisini. Belli edemiyor işte. Öğrenmemiş nasıl sevilir bir insan? Hepsi böyle biliyorsun. Ama ben anladım, çok seviyor seni. Sen görmedin dün, arkan dönüktü ama öyle güzel baktı ki sana... Suskunluğu içine kapanıklığından, sevgisizliğinden değil inan bana."
Böyle desin istiyor birileri.
Kandırıyorum onu.
Duymak istediklerini söylüyorum.
Bir parça teselli bulsa da, o aslında sevdiğinin yalanlarını istiyor...
Eski notlarımı okurken bunu bir yana ayırıyorum. Düşünüyorum da, gittikçe büyüyor kandırılma isteğimiz galiba...
Gerçek olduğundan daha ağır geliyor çünkü artık. Daha dayanılmaz, daha kaldırılmaz oldu... İç karartan, umutsuzluğa alıştıran, bezdiren, hani olmasa daha iyi olur bir hale geldi. İşte bu yüzden artik kimin umurundaki gerçek?
Kimin umurunda yani dayanılmaz sesli bir adamın bir ses yarışmasında ön sıralara çıkması? Kimin umurunda, ciğeri var mı yok mu bilinmez insanların köşe başlarında yol tutması? Kimin umurunda gözümüze baka baka var olanı yok diye gösterenler? Kimin umurunda her akşam yok olanı varmış gibi anlatanlar?
Geçtiğimiz günlerde Pakize Suda "Genç kızlar kandırılmak istiyor" diye yazdı. Nicedir aklımdaydı aşk ve yalan yazmak. Tam da üstüne geldi Pako'nun yazısı.
Üstelik sadece genç kızlar değil kandırılmak isteyenler...
Sıraya girdik hepimiz... "Dertli gönlümüze bir yalan daha söyleyiniz, ömrümüz mutlulukla nihayet bulsun" diye beklemekteyiz.
Bal gibi fakındayız oysa. Yazının başında anlatılan sevdalı gibi... Olmayacak bir iş ama birisi "olur" desin diye bekliyoruz... Bir yalanla avunacak kalbimiz... Hepsi bu!
mehmet çoşkundeniz
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
30/3/2007 - yalnızlığa alışmalı.....
Bavulları hep toplu durmali insanın... Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı... Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçmeli... Ihanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırıklı olmalı... Yalnızlığa alışmalı... Çünkü "omuz omuza" günlerin vakti geçti. Dayanışma, günümüzün borsasinin değer kaybeden hisse senetlerinden biri artık... Bireyin keşif çağı, geride kırık dökük yalnızlılklar bıraktı. Terörün bile bireyselleştiği çağdayız. Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil; Zaman, tek basina dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır... Işte o yüzden alışmalı yalnızlığa... Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan... Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı... Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde başını dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli... Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı... Romanlardan, yalnızlığa yücelten paragraflar aşmalı evin en görünür duvarlarına... "Yalnızlık paylaşılmaz/Paylaşılsa yalnızlık olmaz" Dizeleriyle başlamalı güne... Telesekretere "Şu anda size cevap verebilecek kimse yok! " denmeli, "Belkide hiç olmayacak..." cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı... Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır. Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanin utancı öldürür... O yüzden en sessiz gecelerde "Doğruydu, yaptım" la teselli bulmalı insan. Feryada komşuların yetişmemesine, Soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı... Kendiyle hesaplaşmaya çalışmalı... Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, Kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır olmalı... Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, Ama hep kalıp savaşacak kadar gözüpek olabilmeli... Sessizliği, sese dönüştürebilmeli...
ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan...
yollarla barışmalı
yalnızlığa alışmalı....
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
ben seni sevmedim...bana gelmeyişini bu aşkta olmayışını sevdim..adını sevdim sana yakışmasını ve kalbime yazılışını sevdim.....
Kategoriler
Arkadaşlarım
yagmurtuana mecnun1965 gizem09 selcuk düzenli benhaladeliyim kiymetlim geleceginyok alperbaranesin ataturkcudusunceklubu melegimmavi omrumsana
|